
Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme
09/21/2026 Monday 03:21 PM
GİRİŞ
Türk Ticaret Kanunu'nda kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümler poliçe hükümleri üzerine kurulmuştur. Türk Ticaret Kanununda, kambiyo senetlerine ait ortak hükümler poliçe başlığı altında ayrıntılı bir şekilde ele alınılmıştır. Poliçede sebepsiz zenginleşmeye ilişkin düzenleme TTK. m.732'de yer almaktadır. TTK m.732’de poliçede sebepsiz zenginleşme kavramının tanımına yer verilmemiştir. Sebepsiz zenginleşmenin kimlerin aleyhine ve hangi şartlar altında gerçekleşebileceği hususları açıklanmıştır. Bununla beraber TTK m.732’de ilk üç bentte sebepsiz zenginleşmenin hangi şartlar altında meydana geleceği incelenmiş ve dördüncü bentte eski Türk Ticaret Kanununa ek olarak zamanaşımı süresi eklenmiştir.
TTK m.732 ve eTTK m. 644 incelendiğinde anlaşıldığı üzere; eTTK parantez içi anlatımlarla konuyu karmaşık şekilde düzenlemiştir. Yeni TTK ise sistematik şekilde konuyu ele almıştır. Yeni TTK zamanaşımının başlangıcı hususunu da düzenlemiş ve uygulamadaki belirsizliği gidermiştir. Ayrıca ispat yükü de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun m.6’si aksine sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.
Türk Ticaret Kanunu m.732 de kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşmeye ilişkin tanımlamada bulunmamış olup bir kısım yarar bu hususu şöyle tanımlamıştır;
Şimşek, sebepsiz zenginleşmenin tanımını “Bir malvarlığının zararına haklı bir neden olmaksızın başka bir malvarlığında bir artış oluşmasıdır.” şeklinde yapmıştır.
Karayalçın, kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşmeyi, “Poliçeden doğan sebepsiz zenginleşme davası klasik dar anlamda poliçe hukuku hükümlerine göre poliçe tutarını tahsil edemeyecek duruma düşen hamilin hukuki durumunu korumak için kabul edilmiş olağanüstü bir imkândır.” olarak tanımlamıştır.
Türk Ticaret Kanununda poliçeyi esas alan ifadeler yer almakta olup uygulamada daha çok bono ve çek kullanılmaktadır. Kambiyo sentleriyle ilgili sorunlar da genellikle bono ve çeke ilişkin hususlarda çıkmaktadır. Bu nedenle de TTK m.732 çek ve bonoları da kapsamaktadır. Bu konuda önceki dönemde tartışmalar olmasına rağmen yeni düzenlemelerle bu konudaki tartışmalar son bulmuştur. Kanunda poliçeye ilişkin m.732 hükmünün, TTK m.778’deki atıf eksikliğinin de giderilmesiyle bonoya uygulanabilirliği konusundaki tartışmalar da son bulmuştur.
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMENİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Poliçeden doğan hakkın korunması veya kullanılması için gerekli işlemlerin yapılmaması nedeniyle hakkın düştüğü (TTK m.730) veya hakkın zamanaşımına uğradığı (TTK m.749) hallerde poliçe hamili alacağını elde edemeyebilir. Malvarlığında hukuka ve hakkaniyete aykırı bir değer kaybı oluşan hamile, Türk Ticaret Kanunu tarafından tanınmış bir haktır1. Sebepsiz zenginleşme talebi bu özelliği ile poliçeye dayalı müracaat hakkını da genişleten bir haktır. Sebepsiz zenginleşme talebi bono ve çek için de uygulanır, bu sebeple de kambiyo senetlerine dayalı müracaat hakkını genişletmektedir.
Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşmeye uygulanması gereken TTK m.732’dir. TBK m.77 vd. da sebepsiz zenginleşmeye yönelik düzenlenen hükümlerdir. Her ne kadar bu hükümlerin benzer olduğu düşünülse de TTK’de düzenlenen sebepsiz zenginleşme ile TBK de düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri birbirlerinden tamamen farklıdır. Zira Türk Borçlar Kanunu’ndaki sebepsiz zenginleşme talebi, gerek amaç gerekse içerik olarak kambiyo senetlerindeki sebepsiz zenginleşmeden farklıdır. Türk Borçlar Kanunu m.77 vd. kambiyo sentlerinde sebepsiz zenginleşmede uygulanamaz. Bu sebeple aralarında bulunan hukuki nitelik farkı şu şekilde sıralanabilir;
Türk Borçlar Kanunu genel hükümlerde yer alan sebepsiz zenginleşme talebi, (TBK m.77 vd.) bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşeni, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü kılar. Türk Ticaret Kanunu m.732’de ise haksız zenginleşme şartı yoktur. Kambiyo senedinde sebepsiz zenginleşmede zenginleşme ile fakirleşme arasında illiyet bağı aranmaz. Yani keşidecinin zenginleşmesi, hamilin zarara uğramasıyla ilişkili değildir. Başka bir deyişle hamilin zarara uğraması sonucu keşideci zenginleşmemektedir.
Türk Borçlar Kanunu genel hükümlerde bir fakirleşen bir de zenginleşen taraf bulunması şartı aranırken TTK m.732’de bu şart aranmaz. TTK m.732 kapsamında bir tarafın zararının bulunması sebepsiz zenginleşmenin varlığı için yeterlidir.
TTK m.730’daki hakkın kullanılmamasından dolayı düşmesi ve TTK m.749’daki zamanaşımı hususları Türk Borçlar Kanunu genel hükümlerde düzenlenmemiştir. Bu durumlar genel hükümlerin niteliğine uygun değildir. Türk Borçlar Kanunu genel hükümlere göre zamanaşımına uğramış borcun edası, sebepsiz zenginleşme ile talep edilemez. Buna karşın kambiyo senedinden doğan talep hakkı zamanaşımına uğramış ise Türk Ticaret Kanunu gereğince sebepsiz zenginleşme davası açılabilir.
Türk Borçlar Kanunu genel hükümlerde borç herhangi bir şeyden kaynaklanabilirken Türk Ticaret Kanun’unda kambiyo senedinden kaynaklanan bir borç olması şartı vardır.
Türk Borçlar Kanunu sebepsiz zenginleşme davasının konusu alacak, mal veya herhangi bir iktisadi değer olabilir. Kambiyo senetlerindeki sebepsiz zenginleşme davasında ise daima bir miktar para dava konusudur. Dava konusu para Türk Lirası ya da yabancı bir para birimi de olabilir2.
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMENİN KAYNAĞI
Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme taleplerinin kaynağı hususunda doktrinde iki görüş vardır. Poliçede sebepsiz zenginleşme talebinin kaynağı konusunda doktrinde yer alan Klasik Görüşe göre; Bu talebin, hamilin poliçeden dolayı sahip olduğu, ancak müracaat hakkının kaybedilmesi veya zamanaşımına uğraması yüzünden kaybettiği asıl talebinin bakiyesi olduğu yönündedir. (Bakiye Teorisi)3 Klasik Görüşe karşı ileri sürülen Modern Görüş ise; TBK’deki sebepsiz zenginleşme hükümlerinden ayrı, kambiyo sentlerindeki haklardan bağımsız “Kendine Özgü” hak olarak kabul eder4. Diğer bir deyişle, sebepsiz zenginleşme talebinin senetteki asıl alacaktan bağımsız, yeni bir hak olarak kabul eder.
TTK m.732;“…düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.” şeklinde düzenlenmiştir. TTK m.732 hükmü; sebepsiz zenginleşme talebinin, poliçenin talep hakkının bakiyesi olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Dolayısıyla düşen hakkın bakiye borç olarak görülmesi mümkün değildir. Hakkın düşmesine veya zamanaşımına uğramasına rağmen görünüşte borcun devam etmesi, yeni bir hakkın doğması ile açıklanabilir. Doktrinde hem Klasik Görüşün hem de Modern Görüşün etkilerine rastlanmaktadır5.
Kambiyo senetlerinden olan bonoda; düzenleyen ve lehtar olmak üzere iki taraflı bir hukuki ilişki vardır. Çek ve poliçede ise; düzenleyen, lehtar ve muhatap olmak üzere üç taraflı bir hukuki ilişki vardır. Bahsedilen kişiler arasında temelde soyut borç ilişkisi olsa da bazı durumlarda açık ya da örtülü bir anlaşma olabilir. Poliçe, bono ve çek niteliği itibariyle lehtardan sonra cirantalar da mevcuttur. Kambiyo senedi senet borçlusu ile senedin alacaklısı durumunda olanlar arasında geçerli bir hukuki sebep kalmamış olsa bile senetten kaynaklı alacak hakkının talep imkânı TTK m.732 tanımıştır. Ancak senet kambiyo senedi niteliğini kaybederse artık senet TTK’nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olmayacaktır6.
YHGK, 28.03.200, 2001/19-230 E. 2001/310 K. ;“Özet; Davacı banka, icra takibine konu çekte lehtarın cirosu ile hamil konumundadır. Davacı ise çekin keşidecisidir. Davalı ile davacı arasında akdi ilişki bulunmadığından zamanaşımına uğramış kambiyo senedinden dolayı davacı hamil alacağının varlığını 6762 sayılı TTK’nın m.644 gereğince isteyebilir. Bu durumda ispat yükü davalıda olup davalı sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmelidir. Mahkemece akdi ilişkinin olmadığının kabulü ile ispat yükü konusunda yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.”
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMENİN UYGULAMA ALANI
Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümler TTK m.732’de yer almaktadır. Çek konusunda TTK m.818/1 hükmü sebepsiz zenginleşmeye ilişkin olarak TTK m.732’ye gönderme yapmaktadır. Eski Türk Ticaret Kanununda bonolara dair m.690’de her ne kadar böyle bir atıfta bulunulmasa da gerek doktrin ve gerekse Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasında bu yola başvurulabileceği kanaat olarak yerleşmiştir. Nitekim yeni kanun ile bu eksiklik giderilmiştir. Çek ve bono konusunda da TTK m.732 uygulanacağı artık tartışmasız bir hal almıştır.
Yargıtay uygulamalarında müracaat hakkının sona ermesi halinde de hamilin sebepsiz zenginleşme davasından yararlanabileceği görüşü mevcuttur. “Çekin süresinde bankaya ibraz edilmesi halinde eTTK' nın 720. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 644. maddesi gereğince hamilin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak keşideciye müracaat hakkı mevcuttur. Bu halde davacı takip konusu çeklerden dolayı sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamalıdır.”7
Örneğin Lehtarın, yaptığı satış karşılığında Bonoyu Düzenleyenden bir bono aldığı ve bunun Ciranta 1 ve Ciranta 2'den geçerek Hamile intikal ettiği ve hamilin müracaat hakkının düştüğü veya zamanaşımına uğradığı bir durumda, Düzenleyen sebepsiz zenginleşmiş olacaktır. Bu nedenle, zamanaşımına uğramış veya müracaat hakkı kaybedilmiş olan bonolarda kabul edene ve keşideciye karşı sebepsiz zenginleşmeye yönelik talep hakkı tanındığı gibi, bonoyu kabul eden muhatap gibi sorumlu olduğu kanunda açıkça ifade edilen, bonoyu düzenleyen kimseye de aynı gerekçeyle başvurmak mümkün olmalıdır8.
Eski TTK’nin zamanaşımının başlangıcı hususunu düzenlememesi sebebiyle uygulamada belirsizlik yaratmıştır. TTK’nin m.732 açıkça “zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır.” hükmüne yer vermiş olup bu belirsizlik sona ermiştir9.
Ayrıca ispat yükü de TTK m.732 de düzenlenmiştir. İspat yükü konusunda Yargıtay içtihatları da mevcuttur10. Türk Medeni Kanunu m.6 aksine ispat yükü davacıda değildir. Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme davalarında ispat yükü sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.
Çek konusunda TTK m.818/1 hükmü, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin olarak TTK m.732' e gönderme yapmaktadır. Bu nedenle, TTK m.732 'nin çeke de uygulanabilirliği konusunda şüphe yoktur. Ayrıca TTK m.778’de bonoya ilişkin sebepsiz zenginleşme durumlarında TTK m.732’nin uygulanacağı hususunda bir hüküm yeni Türk Ticaret Kanun ile eklenmiştir.
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMENİN ŞARTLARI
MÜRACAAT HAKKININ DÜŞMESİ VEYA ZAMANAŞIMINA UĞRAMASI
Sebepsiz zenginleşme talebinin kullanılmasına ilişkin haller kanunda tahdidi olarak sayılmıştır. Hamilin senede dayanarak talepte bulunma hakkını kaybetmiş olması ya senedin zamanaşımına uğraması ya da müracaat haklarının kaybedilmesiyle olur. Müracaat haklarının kaybedilmesinden kasıt senedin ibraz edilmemesi veya protesto çekilmemesi halleridir.
Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme şartlarından biri de kambiyo senedinin zamanaşımına uğramasıdır. Kabul edilmiş poliçe ve bonoda müracaat hakkının kaybedilmiş olması tek başına sebepsiz zenginleşme davasının açılması için yeterli değildir. Ayrıca senedin zamanaşımına uğraması gereklidir. Diğer kambiyo sentleri için ise müracaat hakkının muhafazası için gerekli işlemlerin yerine getirilmemesi halinde hamilin müracaat hakkını kaybettiği anda hamil sebepsiz zenginleşme davası ama hakkı kazanır. Müracaat hakkı muhafaza edilen hallerde, zamanaşımı süresi dolduğunda sebepsiz zenginleşme davası açılabilecektir11.
Bununla beraber doktrinde bu talebin başka nedenlere de dayanabileceği görüşü de mevcuttur.
Karayalçın, eTTK m.644'de yer alan ve TTK m.732’de aynı şekilde yer alan “Olsa bile” ifadesine dayanarak, kanunda sayılan haller dışında başka sebeplerde de sebepsiz zenginleşmenin mevcut olacağı kanaatindedir. Örneğin, poliçenin kaybedilmesi hali. Yazar, kabul edilmemiş bir poliçenin kaybolması halinde, senet kabulü içermediğinden ve iptal karan ile de müracaat borçlularına başvurmak mümkün olmadığından kötüleşen hamilin durumunun düzeltilmesinin mümkün olacağını dile getirmektedir.
Şimşek, eTTK m.644’de yer alan “olsa bile” ibaresinin zamanaşımı veya müracaat hakkının düşmesinin örnek verilmesi amacıyla değil, davacı hamilin durumunun kuvvetlendirilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından kullanıldığı belirtmektedir.
Domaniç, eTTK m.644’de yer alan durumlara ek olarak, poliçedeki bir imzanın muteber olmaması halinde de sebepsiz zenginleşme davasının ikame edilebileceğini kabul etmektedir. Yazar, bu sebebin eTTK. m.644 hükmünden anlaşılmadığını kabul etmekte ve "senedin poliçe karakterini haiz olmaması" veya "senet tam bir poliçe olmakla beraber, herhangi bir sebeple, bazı imzaların sahiplerini bağlamaması" hallerinde de hamilin kambiyo hukukuna göre poliçeye dayanma imkânı olmayacağından sebepsiz zenginleşme hükümlerini çıkar yol olarak göstermektedir.12.
Kanaatimizce, kanunda yer alan “Olsa bile” ifadesi sebepsiz zenginleşme talebine geniş bir hak vermek amacıyla konulmuştur. Bu ifadeden hareket ederek sebepsiz zenginleşmenin hallerini genişletmek veya çeşitlendirmek doğru olmayacaktır. Kanun koyucu bu ifade ile tahdidi olarak saydığı sebepleri vurgulamıştır. Sonuç olarak, kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme talebine sahip olmayan veya kambiyo hukukunun aradığı şartları içermeyen taleplerin Türk Ticaret Kanunu kapsamında kambiyo sentlerinde sebepsiz zenginleşmeye hükümlerine gidilemez.
Domaniç tarafından ileri sürülen, hamilin, senedin poliçe karakterini taşımaması veya senetteki imzaların sahibini bağlamaması hallerinde de sebepsiz zenginleşme talebini kullanabileceği yönündeki görüşü TTK’nin genel prensiplerine aykırı düşmektedir. Netice olarak ortada kambiyo senedi yokken-kambiyo senedi niteliği haiz değilken kambiyo senedinden kaynaklanan sebepsiz zenginleşmeden bahsetmek mümkün değildir. Kaldı ki kambiyo senedi kayıp iken sebepsiz zenginleşmeye başvuru süresi de belirsiz olacaktır. Geçersiz olan kambiyo senedine dayalı olarak sebepsiz zenginleşme talebinde bulunmak imkânı yoktur.
Hamilin senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması nedeniyle, borçlunun hamile karşı TTK. m.687'de yer alan defileri ileri sürmesinin mümkün olduğu hallerde sebepsiz zenginleşme talep edilemez13. Fakat sebepsiz zenginleşme talebi, poliçe talebinin düştüğü veya zamanaşımına uğradığı zaman alacak hakkını oluşur.
Sebepsiz zenginleşme talebinin kullanılabilmesi için, herhangi bir poliçe borçlusuna karşı herhangi bir yolla poliçeye dayalı müracaat imkânının kalmamış olması gerekir. Hamil talebini, aralarında doğrudan ilgisi bulunmayan poliçe borçlularına yöneltebilmektedir. Ancak, temel borç ilişkisinden kaynaklanan taleplerin mevcut olması, Türk Borçlar Kanununa göre sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanmasına engel değildir.
HAMİLİN ZARARA UĞRAMASI
Sebepsiz zenginleşmenin var olmasının diğer bir şartı hamilin zarara uğramasıdır. Hamile ait bir alacak hakkının düşmesi veya hakkın zamanaşımına uğraması sonucunda hamilin bundan kaynaklı malvarlığında eksilme olması yeterlidir. Yani hamilin zararının kambiyo senedine bağlı olması ve hamilin malvarlığında eksilme yaratması yeterlidir. Bu şekilde oluşan zararda kusurun rolü yoktur. Hamilin kambiyo senedini bedel ödeyerek elde ettiğini ispat etmesi de gerekmez.
Hamilin senetten dolayı zarara uğradığının kabul edilmesi için, TTK m.732’de yer alan kimselerin tümü açısından talep hakkını yitirmesi gerekmez. Burada dikkat edilmesi gereken senet bedelinin derhal tahsil edilme imkânının olmamasıdır14. Hamilin zararı kambiyo senedini tahsil edememekten kaynaklanan zarardır.
Hamilin zararı ile borçlunun malvarlığındaki artış her zaman aynı olmayabilir. Örneğin hamilin çeki bağış olarak aldığı durumlar hamilin zararı ile borçlunun malvarlığındaki artış farklı olacaktır. Hamil çeki bağış olarak almış olsa dahi, malvarlığında yer alması gereken artıştan yoksun kaldığı için sebepsiz zenginleşme hükümlerine başvurabilecektir.
Hamilin sebepsiz zenginleşme ile talep edebileceği miktar; müracaat hakkının zamanaşımına uğraması veya müracaat hakkının düşmesi anındaki miktarla sınırlıdır.
Hamilin ihmali neticesinde bir hak kaybı meydana gelmesi durumunda, borçlu da bazı haklara sahip olmaktadır. Düşen veya zamanaşımına uğrayan poliçe talebindeki borçlu ile sebepsiz zenginleşme talebinin yöneldiği kişilerin farklı olması halinde; hak zamanaşımına uğramasaydı kendisi açısından bir ödeme yükümlülüğü doğmayacak olan kimse, hamilin sebepsiz zenginleşme talebine karşı bazı haklara sahiptir. Bu durumda doğan haklar, kambiyo hukukundan doğan özen borcunu ihlal eden, kusuru veya ihmali ile hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğramasına neden olan hamile yöneliktir15.
ÇEK BORÇLUSUNUN SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMESİ
Çekten doğan müracaat hakkının zamanaşımına uğraması veya müracaat hakkının düşmesi sebebiyle sebepsiz zenginleşme talebinde bulunulması yeterli değildir. Bu şartların yanı sıra çek borçlusunun zenginleşmiş olması da gerekir. Bu talep TTK m.732 gereğince; muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye karşı da ileri sürülebilir.
Zenginleşme maddi hukuka göre tespit edilir. Çek borçlusunun çek karşılığında aldığı değer ile karşılığında verdiği değer arasındaki fark sebepsiz zenginleşmeyi ifade eder. Hakkaniyete uygun olarak zenginleşmenin tespiti için;
Çeki ödeyecek son borçlunun kim olduğu,
Muhatap veya keşidecinin malvarlığındaki artışın haklı olup olmadığı,
Zamanaşımı nedeniyle ödeme yükümlüğünden kimin kurtulduğu,
Hakkın düşmesi nedeniyle zorunlu ödemeden kurtulanın kim olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu yönüyle bakıldığında; kabul edilen bir çekte yükümlülük, çeki kabul edene aittir. Çünkü keşideciye karşı ileri sürülemez. Ayrıca muhatap bankanın çekin ödenmemesi sebebiyle zenginleşmesi söz konusu değildir.
KAMBİYO SENEDİNİN GEREKLİ KANUNİ ŞEKİL ŞARTLARINI TAŞIMASI
Doktrinde kambiyo senedinin kanuni şekil şartlarını taşıması gerektiğini, kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşmenin ön şartları arasında yer aldığını savunan görüşler vardır. Doktrinde bu görüşü Kınacıoğlu, Öztan ve Domaniç savunmaktadır. Yargıtay da doktrindeki bu genel eğilime itibar etmiş ve talebe konu olan senedin geçerlilik için gerekli kanuni unsurları taşıması gerektiği şartı olduğunu kabul etmiştir16.
Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme talebinin ön şartı olarak kambiyo senetlerinin kanuni şekil şartlarını taşıması gerekir. Ancak zaten kambiyo senedinden bahsedebilmek adına kanuni şekil şartlarını taşımaları gerekmektedir. Hal böyleyken bu hususu ayrıca bir şart olarak eklemek teorik ve pratik açıdan anlamsızdır. Dolayısıyla, zaten kambiyo senetleri için gerekli kanuni geçerlilik şartlarına sahip olmayan bir senet kambiyo senedi olamaz, TTK m.732’de yer alan sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanamaz.
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMENİN TARAFLARI
ALACAKLI
Sebepsiz zenginleşmede talep hakkı kambiyo senedini elinde bulunduran hamile aittir. Hamil, müracaat hakkının kaybedildiği veya müracaat hakkının zamanaşımına uğradığı anda maddi hukuk açısından yetkili olan kişidir. Ayrıca hamil şeklen hak sahibi olmayabilir. Hamil, ödemeyi yapan bir müracaat borçlusu olabileceği gibi, ciranta, keşideci, avalist, senedi tahsil cirosuyla devralan kişi de olabilir.
Kambiyo senedinde sebepsiz zenginleşme davası açılabilmesi için hamilin senede sahip olması ve bunu mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Eğer senet zayi olduysa ya da rıza dışı elden çıktıysa veya kaybedildiyse; mahkemeden poliçenin iptali kararını alan kişi hamil konumunda olacaktır.
Hamilin ölümü nedeniyle kambiyo senedini elinde bulunduran mirasçı veya mirasçılar da alacaklıdır. Kambiyo senedinin kaybı veya rıza dışı elden çıkması hallerinde, mahkemeden iptal kararı alan kişide alacaklıdır.
BORÇLU
Hamil zenginleşme talebini;
Keşideciye,
Kabul eden muhataba,
Muhatap tarafından gösterilen kişiye,
Keşideci tarafından hesabına poliçe düzenlenen kişiye yöneltebilir. Borçlu bu saydığımız kişilerden birisi olabilir.
Bununla beraber davalı sıfatı; poliçede muhataba, bonoda senedi düzenleyene ve çekte keşideciye aittir. Kanun davalı olabilecek kimseleri tahdidi olarak saymıştır. TTK m.732;“Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir.” şeklinde düzenlemiştir. Bu sayılanlar dışında iflas halinde iflas masasına karşı da sebepsiz zenginleşme talebi yöneltilebilir. TTK m.732 açıkça yer aldığı üzere cirantalara karşı sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. Doktrinde cirantalara sebepsiz zenginleşme davası açılamaması eleştirilmektedir. Ancak TTK m.732 emredici nitelikte olup aksi uygulama alanı bulamayacaktır.
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEDE İSPAT KÜLFETİ
Sebepsiz zenginleşme davalarında ispat külfetinin hangi tarafta olduğuna dair tartışma vardır. Bu konuda iki görüş vardır. Bir görüşe göre; sebepsiz zenginleşme davasını açan hamilin kambiyo senedine dayanarak müracaat hakkının düştüğünü veya müracaat hakkının zamanaşımına uğraması sebebiyle kaybettiğini ispat etmesi gerekir. Bir başka değişle müracaat hakkını kaybettiğini ya da zamanaşımına uğradığını ispat etmesi yeterlidir. Hâkim görüşe göre ise; hamilin müracaat hakkını kaybettiğini ya da zamanaşımına uğradığını ispat etmesi yeterli değildir. Davalının davacı aleyhine zenginleştiğini de ispat etmesi gerekir17.
İspat külfeti ilk etapta davayı açan hamildedir. Hamil müracaat hakkının düştüğünü veya zamanaşımına uğradığını ispat etmelidir. Davacı bu hususları ispat ettikten sonra ispat yükü davalıya geçer. Davalı tarafta kambiyo senedinin zamanaşımına uğraması ya da müracaat hakkının zamanaşımına uğraması sonucu zenginleşmediğini ispat etmelidir18.
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEDE ZAMANAŞIMI
TTK m.749: “Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” şeklinde kambiyo senetleri için genel zamanaşımı süresi düzenlenmiştir. Bununla beraber eski kanunda bulunmayan ancak yeni kanunla getirilen yenilik ile TTK m.732’nin 4. fıkrasında sebepsiz zenginleşmeye ilişkin bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Yeni düzenlemeyle doktrindeki belirsizlik son bulmuştur. Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşmenin başlangıcı konusunda eTTK herhangi bir hüküm içermemektedir. Yeni TTK m.732’nin 4. fıkrası; “Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hüküm poliçe, bono ve çek içinde geçerlidir. Zira TTK m.778 ve TTK m.818 atıf suretiyle TTK m.732 uygulanacağına yer vermiştir. Ayrıca Çek Kanunun 1. Maddesinde açıkça Çek Kanununda hüküm olmadığı hallerde genel hükümlere gidileceği yer almıştır.
Yargıtay’ın kararında, “Zamanaşımına uğramış olan kambiyo senetlerinde lehtar veya hamile eTTK. 644. maddesi ile ayrıca sebepsiz iktisap hükümlerine göre bir ek süre tanınmış olduğundan ve ek sürenin, vadeden itibaren üç yıllık sürenin sonu veya zamanaşımının herhangi bir sebeple kesilmesi halinde yeniden işleyecek üç yıllık sürenin sona erme tarihinden başlayacağının ve bunun hak sahibinin de bilmesi gerektiğinin kabulü zorunludur.” Yargıtay’ın kararında açıkça görüldüğü üzere zamanaşımına ilişkin sürenin başlangıcı ve bitimini hak sahiplerinin bilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
YARGITAY KARARLARINDA SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMENİN UYGULANMASI
“Dava, eTTK.’nun 644. maddesine dayalı sebepsiz zenginleşme nedeniyle çek bedelinin tahsili istemine ilişkindir. eTTK.’nun 644. maddesinde düzenlenmiş bulunan sebepsiz zenginleşme davası kambiyo hukukuna özgü bir dava çeşidi olup, BK.’nun sebepsiz zenginleşme davasından tamamen farklı kurallara tabidir. Bu maddeye göre açılan davalarda ispat yükü sebepsiz olarak zenginleşmediğini veya çek bedelini cirantalardan birine veya hamile ödediğini savunan keşideci davalıya aittir. Diğer bir deyişle davalı keşideci ancak bu ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği takdirde sorumluluktan kurtulabilir. Ayrıca bu türden bir uyuşmazlıkta ileri tarihli çek keşide edilmesi de mümkün olup bu husus, eTTK.’nun 644. maddesine dayalı sebepsiz zenginleşme davasının dinlenmesine engel teşkil etmez.”19 Yüksek mahkemenin bu kararında Türk Ticaret Kanunu ile Türk Borçlar Kanunda düzenlenen “Sebepsiz Zenginleşme” ifadesinin birbirinden farkına değinilmiştir.
Yargıtay’ın bir başka kararında da süresinde ibraz edilmeyen bir çek hakkında sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak keşideciden talepte bulunabileceği öngörülmüştür. “Çek, lehtarın cirosu ile davacı …’e devredilmiş ancak 15.09.2012 keşide tarihine göre süresinde ibraz edilmemiştir. Bu durumda davacı hamil kambiyo yolu ile icra takibi yapma haklarını yitirse bile TTK.’nın 732.maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak keşideciden talepte bulunabilir. Somut olayda, davacı TTK.’nın 732. maddesine dayalı olarak talepte bulunduğundan ispat külfeti davalı tarafta olup, sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlüdür.”20
Yargıtay’ın bir başka kararında ise TTK m.732/4 bendinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresine ilişkindir. “Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere göre; somut olayda dava ve takip dayanağı çek 28.02.2010 keşide tarihli olup T.T.K.nun 708/1 inci maddesi (Yeni TTK m. 796/1) uyarınca ibraz süresinin 10.03.2010 tarihinde sona erdiği, 6 aylık zamanaşımı süresinin ise 10.09.2010 tarihinde dolduğu, davacı hamilin bu tarihten itibaren T.T.K. nın 644 üncü maddesine (Yeni TTK m732) dayalı olarak (1) yıl içinde keşideciye karşı müracaat hakkı bulunduğu, ne var ki davacı hamilin çekin zamanaşımına uğradığı 10.09.2010 tarihinden itibaren 1 yıl içinde davalı-keşideciye karşı takip yapmadığı ve davalının zamanaşımı def’inin yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. …hükmün ONANMASINA karar verilmiştir.”21
Çeki ciro yoluyla elinde bulunduran hamil ile keşideci arasında bir temel ilişki bulunması sebepsiz zenginleşme davalarında aranmaz. Yargıtay’ın örnek kararında da bu husus açıkça görülmektedir. “Dava konusu çekte davacı ciro yolu hamil, davalı ise keşidecidir. Zamanaşımına uğrayan çeke dayanarak hamil eTTK 644. maddesi uyarınca keşideciden alacak talebinde bulunabilir. Bu talebe dayanarak açılan davada ispat yükü davalı borçluda olup, davalı borçlunun çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme davasında hamil ile keşideci arasında temel ilişkinin varlığı aranmaz. Hamilin keşideciye müracaatı için eTTK 644. maddesinde belirtilen koşulların bulunması yeterlidir.”22
TTK m.732’de sebepsiz zenginleşme davasının kimlere yöneltilebileceği tahdidi olarak sayılmıştır. Bu nedenle sebepsiz zenginleşme davası bu kimseler haricindeki kişilere karşı yöneltilemeyecektir. Yargıtay’ın örnek kararında da bu husus açıkça görülmektedir. “eTTK’nun 644. maddesinde davanın yöneltilebileceği kimseler tahdidi olarak belirtilmiş olduğundan, cirantalara, kefile, aval verene karşı sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. (Ertan Demirkapı, age, sh.200 ; Kazım Menderes Uslu, Kambiyo Senetlerinde Zamanaşımı, Ankara 2006, sh. 324, davanın kefile karşı açılamayacağı ile ilgili bkz. Yargıtay 11.HD.4.7.2002 2002/3093 E. 2002/7001 K.) O halde somut olayda da takip konusu bonoda aval veren durumunda olan davalılardan M.. T.., A..C..K..’ye karşı eTTK’nun 644. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme davası açılması mümkün değildir.”23
SONUÇ
Kambiyo senetlerinde zenginleşme talebi, hamilin müracaat haklarıyla alacağına kavuşamadığı takdirde başvurabileceği tamamlayıcı nitelikte bir haktır. Bu talep hakkı yukarıda belirttiğimiz hukuki niteliği ve şartları açısından Türk Borçlar Kanununda düzenlenen sebepsiz zenginleşme talebinden önemli farklılıklara sahiptir.
Hamilin kime karşı bu talep hakkını kullanabileceği düzenlenmiştir. Yeni Türk Ticaret Kanunda m.732’ye eklenen dördüncü bent zamanaşımı süresi hakkındaki belirsizliği ortadan kaldırmıştır. Bununla beraber bonoya ilişkin atıfların yapıldığı maddede (m.778) TTK m.732’ye atıf yapılmış ve eksiklik giderilmiştir. Bu boşluğun doldurulmuş olması da bonoya ilişkin sebepsiz zenginleşme hükümlerindeki tartışmaları sonlandırmıştır. Çeke ilişkin TTK m.818’de bu hususta TTK m.732 bakılacağını gösterir. Ek olarak Çek Kanunu 1. madde de bu hususu destekler niteliktedir.
Dipnotlar
BOZGEYİK H.; Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme, Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, C.7, S.1, Haziran 2003, s.591. ↩
DURGUT R.; Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme, 1.Baskı, Vedat Yayınevi, İstanbul, 2005, s.15. ↩
BOZGEYİK. H.: s.594-595. ↩
YASAN M.; Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme, Marmara Üniversitesi, Doktora Tezi, İstanbul, 2007, s.74. ↩
YASAN M.; Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme, Marmara Üniversitesi, Doktora Tezi, s.75-76. ↩
AKSOY N.; Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme Davaları, Terazi Dergisi, C. 14, S. 153, Mayıs 2019, s. 954. ↩
Yargıtay, 19. HD, 12.05.2004, 2003/ 8326 E. 2004 / 5493 K. ↩
BOZGEYİK, H.: s.597. ↩
AKSOY N.; s.961. ↩
Yargıtay, 19. HD, 05.06.2014, 2014/7821E. 2014/10614 K. ↩
DURGUT R.; s.77. ↩
DOMANİÇ H.: Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması TTK Şerhi, C.IV, 1.Baskı, Eskin Matbaası, İstanbul, 1990, s.355. ↩
ÖZTAN, F.; Kıymetli Evrak Hukuku, 21. Baskı, Turhan Kitapevi, Ankara, 2017, s.912. ↩
ÖZTAN F.; s.910. ↩
BOZGEYİK, H.: s.607. ↩
YASAN M.; Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme, Marmara Üniversitesi, Doktora Tezi,s.178. ↩
AKSOY N.; s. 960. ↩
YAVAŞ M.; Medeni Yargılamanın Amacı Bağlamında İspat Yükü Kavramı, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 21, S.2, Ocak 2015, s. 754. ↩
Yargıtay, 11. HD, 11.01.2010, 2008/ 8894 E. 2010 / 83 K. ↩
Yargıtay, 19. HD, 08.02.2016, 2015/11565 E. 2016/1789 K. ↩
Yargıtay, 19. HD, 11.11.2015, 2015/2120 E. 2015/14537 K. ↩
Yargıtay, 19. HD, 31.03.2015, 2014/17607 E. 2015/4544 K. ↩
Yargıtay, 19. HD, 06.03.2014, 2014/1263 E. 2014/4475 K. ↩
Yazar: Av. Büşra Nur Karakoç
TR
EN
AR