
Nişanın Sona Ermesi Durumunda Maddi Tazminat
09/21/2026 Monday 03:14 PM
GİRİŞ
Nişanlanma, birbiriyle evlenmek isteyen erkek ve kadının, evlenmeden önce geçirdikleri bir aşamadır. Nişanın tarihi oldukça eski olup MÖ 2035’te nişanlanmaya ait belgelerin varlığı bilinmektedir.1 Hemen hemen her toplumda nişanlanmaya rastlanmaktadır. Fakat her toplumun bu kurum karşısında tutumu ve bu kuruma bağladığı sonuçlar değişmektedir. Türk Medeni Kanunumuz, Alman ve İsviçre Medeni Kanuna benzer şekilde, nişanı sadece ahlaki ve fiili bir ilişki olmaktan çıkararak bir hukuki kurum olarak kabul etmekte ve TMK 118 ila 123 maddeleri arasında düzenlemektedir.2 Bu kurum Fransız Medeni Kanununda düzenlenmemiş, içtihatlar doğrultusunda uygulanmaktadır.
Nişanın toplumsal amacı, evlilik öncesinde tarafların birbirini daha yakından tanımasını ve bu vesileyle de evlilik kararlarını tekrar gözden geçirmelerini sağlamaktır. Kanunumuzun nişanı düzenlemesinin amacı ise, sağlıklı bir evliliğin kurulmasını sağlamaktır. Kanun koyucunun tarafları evliliğe zorlama amacı yoktur.
Nişanlanma, tarafların evlenme vaadiyle kurdukları aile hukukuna özgü bir sözleşmedir. Taraflar nişanlanmakla evliliğin gerçekleşeceğine dair güven tesis ederek evlilik yolunda ilk ciddi adımlarını atmaktadırlar. Nişanlanma sözleşmesinin gerek kurulması gerek sona erdirilmesi oldukça kolaydır.
Çalışmam üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde nişanlanma genel anlanma ele alındı. İkinci bölümde nişanlılığın sona erme halleri detaylı şekilde incelende. Üçüncü ve son bölümde ise nişanlılığın sona ermesi durumunda ortaya çıkabilecek maddi tazminat konusu detaylı şekilde izah edilmiştir.
NİŞANLANMA VE NİŞANLILIK
“Nişanlanma ve Nişanlılık” günlük hayatta eş anlamlı olarak kullanılsa da aslında eş anlamlı terimler değildir. Kanun koyucu bu terimlerin tanımını yapmamıştır. Nişan Farsça kökenli bir kelime olup işaret, iz, belirti, alamet anlamına gelir.3 Nişanlanma kadın ve erkeğin evlenme vaadiyle kurdukları aile hukukuna özgü sözleşme; nişanlılık ise, bu sözleşme sonucunda aile hukuk yönünden içine girilen bir durumdur. Öztan nişanlılığı: ”İleride birbirleriyle evlenmek isteyen ve evlenmeleri caiz olan ayrı cinsten iki şahsın birbirlerine bu konudaki iradelerini açıklamalarıyla özel ailevi ilişkiler içine girmeleridir” şeklinde tanımlamıştır.
Nişanlılık bir Aile Hukuku müessesi olup, bir medeni hali ifade eder.
Nişanlanmanın Hukuki Niteliği:
Nişanlanmanın hukuki niteliği doktrinde tartışmalıdır. Bu tartışmanın ortaya çıkış sebebi hukukun yarattığı bir kurum olmayıp bir yaşam olgusu olmasıdır. Doktrinde bu konuda üç görüş vardır. Bunlara kısaca değinecek olursam;
Ön sözleşme görüşü: Bazı hukukçular TMK m.118’de evlenme vaadi olarak yer vermesinden hareketle nişanlanmanın bir ön sözleşme olduğunu savunur. Ön sözleşme TBK m. 29 da düzenlenir ve amacı tarafların asıl sözleşmeyi yapmayı birbirine taahhüt etmesidir. 4 Nişanlanmanın ön sözleşme olarak kabul eden görüş pek çok bakımdan çürütülmektedir. Öncelikle ön sözleşme asıl sözleşmenin şekline bağlı iken nişanlanma hiçbir şekle bağlı değildir. Öte yandan nişanlanmada tarafların farklı cinsiyete sahip olması gerekir, ön sözleşmede ise böyle bir cinsiyet koşulu yoktur. Ön sözleşmeyi yapan taraflar asıl sözleşme yapmak zorundadır. Aksi takdirde asıl sözleşmeyi yapmayan tarafa borcun ifası için dava açılabilir. Oysa nişanlanma TMK m. 119 lafsından anlaşıldığı üzere tarafları evliliğe zorlama hakkı vermez. Nihayet, saydığımız bu gerekçeler ışığında nişanlanma bir ön sözleşme olmadığı kanaatindeyim.
Karar görüşü: Türk Hukukunda bazı hukukçuların savunduğu diğer bir görüş, nişanlanma bir karardır. Nişanlanma karşılıklı olmayan, iki taraflı bir birine uygun irade beyanı olduğunu savunur. TBK’daki sözleşmeden farkı nişanlanmada irade beyanları zıt yönde değil, aynı yöndedir. Aynı yöndeki iradeler bir noktada birleşince nişanlanma gerçekleşir. Doktrinde eleştirilen bir görüştür. Karar, aralarında temelde bir ilişki bulunan kişi topluluklarınca kural olarak oy çokluğuyla alınırken; nişanlılığı kuracak kararı almak için temel bir ilişki yoktur.
Sözleşme görüşü: Bu görüşü savunanlara göre, nişanlanma karşılıklı ve birine uygun irade beyanlarıyla kurulan bağımsız bir sözleşme olup Aile Hukukuna tabidir.5 Nişanlanmada borçlar hukukunda yer alan sözleşmeden farklı kurallar uygulanır. Türk Borçlar Kanununda sözleşmeler için getirilmiş hükümlerin uygulanabileceği tipik bir sözleşme değildir. Nişanlanmada evlenme vaadine aykırı davranan tarafı evlenmeye zorlamak için hiçbir müeyyide yoktur. Fakat nişanlanmanın neticesinde kurulan bu ilişki taraflara bazı yükümlülükler yükler. Nişanlılık sürecinde birbirlerine sadık kalmak, evliliğin kurulması ve devamı için gerekli hazırlıkları yapmak, örf ve âdet ölçüsünde yardım gibi birtakım sorumluluklar yükler. Nişanlı yalnızca evlenmeye hazır olduğunu beyan etmekle tüm bu yükümlülüklere uygun davranmış olmaz. TMK m. 120 gereğince haksız ve kusurlu şekilde nişanı bozan tarafa tazminat ödeme yükümlülüğü yüklemesi, nişanlıların bir sözleşme ilişkisi kurduklarını gösterir niteliktedir. Bu görüş de çeşitli eleştiriler getirilse de; Öztan, Dural, Öğüz ve Gümüş’e göre nişanlanma bağımsız bir aile hukuku sözleşmesi kabul etmek en uygun çözümdür.
Nişanlanmanın evlenmeden önce zorunlu bir unsur olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Bu konuda iki görüş vardır; eşler evlenmeden önce mutlaka bir nişan aşaması geçirdiklerini savunan görüş, eşlerin evlenmeden önce mutlaka bir nişan aşaması geçirmesine gerek olmadığını savunan görüştür. TMK m. 134 şöyle bir düzenleme vardır: ”Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, içlerinden birinin oturduğu yer evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar.” Bu düzenlemeden anlıyoruz ki evlenmeden önce, kısa bir sürede de olsa eşler nişanlanmış kabul edilecektir. Tarafların evlenmek amacıyla evlilik işlemlerine başlamaları, tarafların evlenme vaadin de bulunduklarını açıkça gösterir.6
Nişanlanmanın Şekli
Yukarıda izah ettiğim üzere nişanlanma aile hukukuna özgü bağımsız bir sözleşmedir. TMK m. 5 gereğince TBK genel hükümleri uygun düştüğü ölçüde nişanlanma sözleşmesine uygulanır.
TMK nişanlanmayı herhangi bir şekil şartına tabi tutmamıştır.7 TBK m. 12 açıkça bu hususu düzenlemektedir, temel olan şekil serbestesidir. Fakat nişanlanmanın yapılış şeklinin de ispat kolaylığı sağlayacağı unutulmamalıdır. Nişanlanmayı gerçekleştirecek irade beyanı sözlü veya yazılı olabileceği gibi açık ya da örtülü de olabilir.8
Toplumsal inancın aksine nişanlanmanın gerçekleşmesi için nişan töreni, ailelerinde katıldığı bir merasim ya da nişan yüzüklerinin taraflara takılması gibi adetlerin gerçekleşmesi gerekmez. Doktrinde açıkça belirtildiği üzere, geleneksel bir nişan töreni nişanlanma için gerekli bir şart değildir.9 Yargıtay’ın yerleşik görüşü de aynı yöndedir.
Uygulamada karşımıza çıkan tarafların birlikte tatile gitmeleri, aynı evde kalmaları, beraber yaşamaları gibi durumlar nişan mıdır? Yargıtay pek çok kararında bu durumun nişan olmadığının altını çizmiştir.10 Yargıtay’ın bu konudaki temel gerekçesi TMK m. 118’da korunması gereken bir birliktelik şartının olmamasıdır.
Tarafların birlikte yaşaması, dini nikâhlı birliktelikler, karı koca gibi hayat sürülmesi kanun koyucunun aradığı evlenme vaadinin çok üzerindedir. Taraflar arasında evlenme vaadinin ötesine geçen bu durumlar nişan olarak nitelendirilemez. Kanun koyucunun nişanı düzenlemesinin amacı tarafların evlilik öncesindeki bu aşamayı güvence altına almak ve korumak olup, tarafların fiili olarak birlikte yaşamalarını korumak değildir. Yargıtay da aynı görüştedir. Bu görüş doktrin de eleştirilmektedir.11 Eleştiriler nişanın tarafların birbirlerini tanıması için bir aşama olduğu, bunun engellenmesi evliliğin sıhhatini olumsuz etkileyeceğini savunulur. Evlilikte yapılacak şeylerin bir listesinin olmadığı, tarafların aralarındaki ilişkinin boyutunu düzenleyen herhangi bir kanun maddesi olmadığını savunmaktadırlar. Nihayet, bende Yargıtay’la aynı kanaatteyim.
Nişanlanmanın Kurucu Unsurları
TBK m. 188 lafsından yola çıkarak iki kurucu unsurun olduğu kabul edilir. Nişanlanma için karşılıklı evlenme vaadi olmalıdır ve tarafların farklı cinsiyette bulunmaları gerekir. Bu iki kurucu unsur olursa nişanlanmadan söz edilebilir.
Karşılıklı Evlenme Vaadi Olmalı
Nişanlanmanın varlığı için her iki tarafında evlenme vaadinde bulunması gerekir. Evlenmenin bir sözleşme olduğu göz önüne alınırsa karşılıklı ve biri birine uygun evlenme vaadiyle nişanlanma gerçekleşir. Zira taraflardan sadece biri evlenme vaadinde bulunursa nişanlanmadan söz edilemez.
Nişanlanan tarafların evlilik vaadini bizzat yapması gerekir. Bunun sebebi nişanlanma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olmasıdır. Yani temsil yoluyla nişanlanmanın gerçekleşmesi mümkün değildir. Mesela, babanın kızı yerine evlenme vaadinde bulunması halinde nişanlanma gerçekleşmez. Temsil ve aracı kavramlarını karıştırmamak gerekir, aracı yoluyla nişanlanma mümkündür. Mesela, L’nin nişanlanma arzusunu A aracılığıyla nişanlanmak istediği M’ye bildirmesi geçerlidir.
TBK m. 4 hükmü nişanlanma kurumunun niteliğine uygun düşmemesi sebebiyle uygulanmaz. Zira yüz yüze yapılan teklife hemen cevap verilmesi gerekir, fakat nişanlanmada düşünme süresi verilmesi gerektiği, karşı tarafa zaman tanınması gerektiği kabul edilir.
Ciddi olan evlenme vaadi nişanlanmayı oluşturur. Ciddi olmayan, şaka ya da rol icabı tekliflerin nişanlanma olmadığı açıktır. Bu konuda taraflardan biri ciddi olmayan evlilik vaadinde bulunur ancak vaad ciddiyet hal ve şartlarına uygunsa artık vaatte bulunanı bağlar.
Ayrıca toplumdaki kanaatin aksine tarafların aynı evde yaşaması, karı koca gibi bir hayat sürmesi, dini nikâhlı bir birliktelik sürmeleri TMK m. 118 da aranan evlenme vaadinin oldukça üzerindedir. Ve nişanlanma olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Kanunun amacına bakacak olursa, evlenme yolundaki kişileri nişanlanma sürecinde korumak, hak ihlallerinin önüne geçmek ve bu sürece kanuni güvence altına almaktır.12
Vaat Edenlerin Farklı Cinsiyette Olması
Nişanlanacak tarafların farklı cinsiyette olması yani kadın ve erkek olması şarttır. Aksi takdirde nişanlanma yokluk yaptırımına tabidir.13 TMK aynı cinsiyette olan kişilere nişanlanmasına imkân vermemektedir.14
Nişanlanmanın Geçerlilik Şartları
Nişanlanma bir hukuki işlemdir. Söz konusu hukuki işlemin geçerliliği için şekil şartı aranmamıştır. Ancak tarafları ehil olması; nişanlanmanın emredici hukuk kurallarına, ahlaka ve adaba aykırı olmaması; nişanlanmanın muvazaalı olmaması ve evlenmenin imkânsız olmaması gerekir. Bu geçerlilik şartlarından herhangi birinin ya da birkaçının bulunmaması nişanlanmayı hükümsüz hale getirir.
Nişanlanma Ehliyeti
Türk Medeni Kanununda nişanlanmaya özel bir ehliyet düzenlemesi bulunmamaktadır. Tam ehliyetliler serbestçe nişanlanma yapabileceklerdir.(TMK 10) Tam ehliyetsizlerin yapacakları nişanlanma, yapacakları diğer hukuki işleler gibi, kesin hükümsüzdür.15(TMK 15) Yukarıda bahsettiğimiz üzere temsil yoluyla nişanlanma yapılamaz bu sebeple de yasal temsilciler aracılığıyla nişanlanma yapılamayacaktır. Yani tam ehliyetsizlerin evlenme ehliyetleri olmadığı gibi nişanlanma ehliyetleri yoktur. TMK sınırlı ehliyetsizlerin durumunu ayrıca düzenlemiştir, TMK m. 118/Ⅱ: “Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz.” Bu konu doktrinde tartışmalıdır. Benim de katıldığım görüşe, nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır bu sebeple sınırlı ehliyetsizin rızası olmadan yapılmasın mümkündür. Fakat sınırlı ehliyetsizin mevcut durumu göz önüne alınarak nişanlanmanın sona ermesi durumunda mali sonuçlarla bağlı olmamalıdır. Mardin, Oğuzman, Dural, Köprülü aynı kanaattedir.16 Sınırlı Ehliyetliler nişanlanma ehliyetine sahiptir. TMK m. 429 sınırlı ehliyetlinin yasal danışmana ihtiyaç duyacağı durumları sıralamıştır, bu 9 bent içinde nişanlanma yoktur.
Nişanlanma ahlaka ve adaba, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamalıdır ve evlenme imkânsız olmamalıdır
Bu husus da dikkat edilmesi gereken ihtimaller vardır. Öncelikle nişanlanan taraflar arasında TMK 129 ila 133 maddelerin de yer alan kesin evlenme engelleri olmamalıdır. Bu engellere rağmen yapılan nişanlanma hükümsüzlük yaptırımına tabidir. Kesin olmayan evlenme engelleri ise nişanlanmanın geçerliliğini etkilemez. Evlenme imkânsız hale gelirse nişan sona erer. Mesela, nişanlanan taraflardan biri cinsiyet değiştirirse artık evlenmek imkânsızlaşacaktır. Mesela, zaten evli olan bir kişi evliliği devam ederken nişanlanırsa ahlaka aykırılık sebebiyle nişanlanma mutlak butlanla sakattır.(TMK 145)17 Çifte nişanlanma, (mükerrer nişanlanma, durumunda hangi nişanın devam edeceği konusunda farklı fikirler vardır. Baskın görüşe göre, önemli olan ikinci kez nişanlanan kişinin maksadıdır.18 İkinci defa nişanlanan kişinin maksadı birinci nişanı bozmak ise artık ilk nişan tek taraflı olarak zımnen sona ermiştir.19Kural olan bu durumdur. İkinci defa nişanlananın her iki nişanlılığı da beraber yürütmek maksadında ise bu durumda ikinci nişanlanma ahlaka aykırılık sebebiyle hükümsüzdür.20 Doktrindeki yeni bir görüşe göre; çifte nişanlanma durumunda her iki nişanlanmanın da geçerli olduğu fikri savunulmaktadır. Bu görüşün hareket noktası nişanlanmanın kişisel durumda bir değişiklik meydana getirmemesidir. Her iki nişanlanmanın sona ermesinde de kanunun yer aldığı hukuki sonuçlara tabidir.21
Muvazaalı Nişanlanma
Muvazaalı nişanlanmalar TBK m. 19 gereğince kesin olarak hükümsüzdür. Gerçekte nişanlanma olmamasına rağmen, nişanlanmış olduklarını açıklamaları, kendilerini nişanlı olarak tanıtmaları vb. durumlarda nişanlanma muvazaalıdır. Bu durumun birçok nedeni olabilir.
İrade Beyanında Sakatlıklar
Türk Medeni Kanununda evlenmede irade bozukluğu halleri ayrıca düzenlenmiştir22, fakat nişanlanmada irade beyanında sakatlık halleri özel olarak düzenlememiştir. Nişanlanmada irade beyanında sakatlık hallerinde TMK’nın mı, TBK’nın mı hükümlerine gidilmesi gerektiği doktrinde tartışmalıdır.23 Benimde katıldığım görüşe göre, irade bozukluğu halinde TMK hükümlerinin uygulanmasının daha yerinde olacağı fikrini paylaşıyorum.24 Nişanlanmada yanılma, aldatma ya da korkutma durumu olması halinde TMK m. 120 kapsamında nişanı bozmak için haklı sebep olarak kabul edilir. Nişan ileriye dönük olarak son bulacaktır ve dava açılmasına da gerek yoktur. İrade sakatlığına bağlı nişanı bozma hususunda süreler için ne TBK ne de TMK hükümleri uygun düşmemektedir. Buradaki süre nişanı bozmak isteyen tarafın düşünmesine imkân veren kısa bir süre olmalı, kararını da derhal açıklamalıdır. Nihayetinde nişanlanmanın aile hukukuna özgü bir durum olduğu unutulmamalıdır.
NİŞANLILIĞIN SONA ERME HALLERİ
Nişanlanmanın sona ermesi için geçerli mevcut bir nişanlanma olmalıdır. Nişanlanmanın geçerlilik şartları ya da kurucu şartları gerçekleşmemiş ise artık nişanlılığın hükümsüzlüğü ya da yokluğu söz konusu olur. Hükümsüzlük konusu Türk Medeni kanununda ayrıca düzenlenmemiştir bu yüzden nişanlanmanın sona ermesi hükümleri kıyas yoluyla uygulanır. Böylece bu konudaki boşluk doldurulmuş olacaktır. Nişanlanma tarafların iradesiyle sona erebileceği gibi kendiliğinden de sona erebilmektedir.
Nişanlılığın sona erme hallerini şöyle sıralıya biliriz; evlenme, tarafların anlaşması, bozucu şartın gerçekleşmesi, evliliğin imkânsızlaşması, kesin evlenme engelinin ortaya çıkması ve tek taraflı olarak nişanı bozma.
Evlenme
Nişanın en doğal ve en mutlu sona erme biçimi tarafların birbiriyle evlenmesidir. Nişanlanan tarafların birbiriyle evlenmesi sonucunda doğal olarak nişanlılık sona erer. Artık taraflar arasında aile hukukunun başka bir müessesi olan evlilik başlar. Taraflar maddi tazminat, manevi tazminat ve hediyelerin iadesi isteyemez.
Nişanlanan taraflardan biri üçüncü bir kişiyle evlenirse artık nişanlılık sona erer. Nişanlanan taraflardan biri tek taraflı olarak nişanlılığı sona erdirir. Yani nişanlı taraflardan biri üçüncü bir kişiyle evlenirse artık zımni olarak nişanı sona erdirir. Bu durumda başkasıyla evlenen taraf nişanı haksız şekilde bozduğu için nişanın bozulması sonuçlarına tabidir.25
Tarafların Anlaşması
Nişanlanan taraflar anlaşarak karşılıklı ve bir birine uygun irade beyanıyla nişanlılığı sona erdirebilir. Nişanlılığın kurulmasında olduğu gibi nişanlılığın sona ermesi de şekle tabi değildir. Bu durumda artık taraflar anlaşarak hukuki ilişkiye son vermişlerdir, artık hem kendileri hem de ana, baba ve bunlar gibi hareket edenler maddi tazminat ve manevi tazminat isteyemez. Sadece hediyelerin iadesi söz konusu olur.(TMK m. 122 )
Nişanlanmadan dönmek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için ayırt etme gücüne sahip sınırlı ehliyetsiz yasal temsilcisinin izni olmadan nişanı sona erdirebilir.26
Bozucu Şartların Gerçekleşmesi
Nişanlanma şarta bağlı olarak yapılabilir. Bu şart bozucu bir şart olarak kararlaştırılabilir. Mesela, bir yıl sonra evliliğin gerçekleştirilmemesi durumunda nişanlanmanın sona ereceğine ilişkin bir nişanlanma, bozucu şarta bağlı bir nişanlanmadır. Bir yıl sonun da evlenme gerçekleşmezse nişanlılık son bulur. Bozucu şart gerçekleştiğinde nişanlılık kendiliğinden son bulur. Bu durumda artık nişanlılık kendiliğinden sona ermiştir, artık hem kendileri hem de ana, baba ve bunlar gibi hareket edenler maddi tazminat ve manevi tazminat isteyemez. Ancak hediyelerin iadesi söz konusu olur. Ayrıca şart ahlaka, adaba, kişilik haklarına ve kanuna aykırı ise nişanın hükümsüz olacağı unutulmamalıdır.
Evlenmenin İmkânsızlaşması
Nişanlıların evlenmesini imkânsız kılan bir durum ortaya çıkarsa artık nişanlılık kendiliğinden son bulur. Ölüm karinesi veya Gaiplik durumunda karar alınması ve karar kesinleştiği anda nişanlılık kendiliğinden sona erer.27 Nişanlılardan birinin gaipliğine karar verilirse nişanlılık kendiliğinden son erer ve ayrıca bir mahkeme kararına gerek yoktur. Gaiplik TMK m. 35 gereği, ölüm tehlikesi içinde kaybolma ya da son haber tarihinden itibaren hüküm ve sonuç doğurur. Doktrinde gaiplik kararının nişanı sona erdirmeyeceğinin savunan hocalarımızda vardır. Ancak baskın görüş kendiliğinden sona erdireceği yönündedir.
Ölümde nişanlılığı kendiliğinden sona erdirir. Çünkü ölümle evlenme vaadi imkânsız hale gelir. TMK m. 28 gereğince şahsın önemine binaen ölümle nişanlılıkta kendiliğinden sona erer. Bu hallerin dışında cinsiyet değiştirmede aynı sonuçları doğurur.
Kesin Evlenme Engelinin Meydana Gelmesi
Nişanlanma sözleşmesi yapıldıktan sonra, kesin evlenme engellerinden birinin meydana gelmesi nişanlılığı kendiliğinden sona erdirir. Akıl hastalığı, evlenmeye engel hısımlık gibi durumlar kesin evlenme engelidir. Mesela, nişanlılardan birinin diğerini evlat edinmesi, nişanlılardan birinin aniden akıl hastası olması kesin evlenme engellerindedir.
Tek Taraflı Olarak Nişanlılığı Sona Erdirme
Nişanlı taraflardan biri dilediği zaman tek taraflı irade beyanıyla nişanlılığı sona erdirebilir. Doktrinde bu duruma “nişan bozma”, “nişanlanmadan dönme” veya “nişan sözleşmesinin sona erdirilmesi” denmektedir. Nişanı bozan irade açıklaması açık ya da örtülü olabilir. Mesela, nişanlılardan birinin nişan yüzüğünü iade etmesi, haber vermeden ve adres bırakmadan taşınması, nişanlılığın niteliğine uymayacak şekilde uzun süre görüşmemesi örtülü irade beyanıdır. Nişanlılığın sona ermesinin tespitinde temel kıstas tarafların karşılıklı tutumudur.28
Nişanın bozulmasının hukuki niteliği doktrinde tartışmalıdır. Bazı hukukçular nişanın bozulmasının bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu savunur. Diğer bir görüş ise; ulaşması gereken tek taraflı değiştirici yenilik doğuran irade beyanı olduğudur.
Nişanlılık haklı bir sebeple sona erdirilebileceği gibi herhangi bir sebep olmaksızın ya da haksız şekilde de bozulabilir. Bunun sebebi kanun koyucunun nişanlıları evliliğe zorlamamasıdır. Nişanlılar dilediği zaman dilediği gerekçeyle nişanlılığı sona erdirebilir. İşte tam burada haklı sebep kavramı önem kazanır. Çünkü haklı sebep olmaksızın nişanlılığa son veren taraf tazminat yükümlüsüdür. Haklı sebep tazminat ödenip ödenmeyeceğini belirler.
Sınırlı ehliyetsizler nişanlılığı yasal temsilcinin onayı olmaksızın son erdirebilir, çünkü nişanlanma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu sebeple de yasal temsilcinin nişanı bozma hakkı yoktur.
Nişanlılardan birinin nişanı sona erdirme hak ve yetkisinden feragat etmesi, TMK m. 119 aykırıdır.
Nişanlılardan biri haklı ya da haksız olsun nişanlılığı sona erdirdikten sonra bundan dönmeleri mümkün değildir. Ancak yeniden nişanlanabilirler.
Haklı Sebep
Dural’a göre haklı sebep: ”Nişanlılığın devamını ve evlenmeyi, dürüstlük kuralı çerçevesinde bir taraftan beklenemez kılan sebepler nişanı bozmak için haklı sebep sayılır.” olarak izah eder. Haklı sebepte kusur bir şart değildir. Ama hem haklı sebep hem kusur varsa artık tazminat ödeme durumu ortaya çıkar. Haklı sebep nişanlı taraflardan diğerinin kusuruna dayanmakta ise nişanı bozan tarafın tazminat isteme hakkı doğar. Kusurlu taraf tazminat ödeme borcu altına girer. Nişanı haklı sebeple sona erdiren tarafın tazminat sorumluluğu doğmaz.
Mesela; Nişanlı taraflardan birinin iflas etmesi, nişanların birinin özel hayatıyla ilgili hoş olmayan şeyler öğrenme, nişanlılardan birinin devamlı bir ağır hastalığa yakalanması, nişanlılardan birinin kendi kusuru sebebiyle veya kusuru olmadan iyileşmeyen bulaşıcı bir hastalığa yakalanması, dini görüşlerinde kuvvetli farklılık, nişanlılardan birinin alkol bağımlılığı olması, aldatma, nişanlılardan birinin diğerine şiddet uygulaması durumları haklı sebeptir.
Hâkimin Takdir Yetkisi
Hâkim, nişanı bozan tarafın sebebinin haklı sebep kapsamında değerlendirip değerlendirilmeyeceğinin TMK’nın kendisine verdiği takdir yetkisiyle her somut olayda ayrı değerlendirir. TMK m. 4 gereğince karar veriri.
Haksız Nişan Bozma
Nişanlı taraflardan birinin herhangi bir haklı sebep olmaksızın, sebepsiz ya da kendinden kaynaklanan sebeple nişanlılığa son verilmesi durumudur. Bu durumların sözleşmeye aykırı olduğu açıktır. Artık sözleşmeye aykırı davranan taraf karşı tarafa tazminat ödemek zorunda kalacaktır.
NİŞANLILIĞIN SONA ERMESİ SONUCU MADDİ TAZMİNAT
Türk Medeni Kanunu 120. madde nişanın bozulması sonucu maddi tazminat davasını “Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde, kusurlu olan taraf diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.
Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.” şeklinde düzenlenmiştir.
Maddi tazminat kişilerin mal varlığında meydana gelen zararları gidermek üzere talep edilen tazminattır. Kişi varlığına ilişkin zaralar ise manevi tazminat davasıyla talep edilir.
Haklı sebep olmaksızın nişanı bozan ya da kendi kusuru sebebiyle nişanı bozulan nişanlıdan maddi tazminat istenir.29 Bu tazminatta müspet değil menfi zarar tazmin edilir. Nişanlanmanın TBK’ya tabi bir sözleşmeme olmamasından kaynaklanır.
Kanun üçüncü kişiye de maddi tazminat isteme imkânı verir.
Maddi Tazminat İsteme Hakkının Şartları
Geçerli Bir Nişanın Olması
Her şeyden önce tazminat talep edebilmek için geçerli bir nişan sözleşmesinin olması gerekir.
Nişanın Haklı Sebep Olmaksızın Bozulması
TMK haklı sebep kavramını açıklamamış olup bunu hâkimin takdir yetkisine bırakmıştır. Haklı sebep sınırlı sayıda olmadığı için hâkim her somut olayda objektif olarak değerlendirecektir. Özellikle nişanlıları bulundukları sosyal çevre, eğitim seviyeleri, sosyal çevre, örf ve adet dikkate alınmalıdır. Nişanlıların söyledikleri sözlerin, takındıkları tavırların gerçek anlamı araştırılmalıdır. Haklı sebep örnekleri; sadakatsizlik, nişanlı yada yakınlarına küstahça davranış, evlenmenin devamlı ve sebepsiz geciktirilmesi, dolandırıcılık, nişanlılardan birinin bulaşıcı hastalığa yakalanması, alkol bağımlılığı, taraflardan birini ailesine saygısızlık, nişanlıyı manen veya madden ihmal, cezaya çarptırılma vb.
Haksız sebebe örnek verecek olursam, taraflar arasında anlaşmazlık olmamasına rağmen nişanlının sırf başkasıyla nişanlanmak için nişanı bozmasıdır. Nişanlının nişandan önce bildiği şeyler için nişanı bozarsa artık bu haklı sebep değildir. Mesela, nişanlının maddi durumunun iyi olmadığını nişandan önce bilmesine rağmen nişanı bozması haklı sebep değildir.30
Unutulmamalıdır ki haklı sebep için kusur şart değildir.
Davalının Nişanın Bozulmasında Kusurlu Olması
Maddi tazminattan söz edilebilmesi için nişanlılardan biri kusurlu olması gerekir. Nişan bir tarafa yükletilebilen bir sebeple bozulmuş olmalıdır. Kusur maddi tazminat için olmazsa olmaz bir unsurdur. Nişanın bozulmasıyla açılacak maddi tazminat davası bir haksız fiil davası değildir, aile hukuku ilişkisinden doğan bir alacak davasıdır.31
Bu durumu örneklendirecek olursam; nişanlının kendi kusuruyla zührevi hastalığa yakalanması, nişanlının kumarda tüm mal varlığını kaybetmesi, nişanlının karşı tarafın ailesine yaptığı saygısızlık vb.
Davacının Nişanın Bozulması Sebebiyle Zarara Uğramış Olması
Maddi tazminatla tazmin edilmek istenen, kusursuz nişanlının nişanın hüküm ifade ettiğine inanmasından doğan zararlarıdır. Burada tazmin edilen müspet zarar değil, menfi zarardır. Yani kusursuz nişanlı hiç nişanlanmamış olsaydı uğramayacağı zarardır.32
Zarar ile Nişanın Bozulması Arasında Nedensellik Bağı Olması
Nişanın bozulmasıyla uğranılan zarar olmalıdır. Zararın kaynağı nişanın bozulması olmalıdır.
Maddi Tazminat Talep Edebilecek Kişiler
Kusurlu davranışıyla nişanı bozan taraf, maddi tazminat yükümlüsüdür. Maddi tazminat talep edebilecek kişiler; nişanlı, ana-babası veya onlar gibi davranan kişilerdir.
Kusurlu nişanlının ana-baba veya onlar gibi davranan kişilere TMK m. 120 uyarınca maddi tazminat davası açılamaz ama TBK m. 49 kapsamında tazminat davası açılabilir.
Maddi tazminat talep edebilecek kişi doğal olarak maddi zarar uğrayan nişanlıdır.
Maddi tazminat talep edebilecek diğer kişiler ise maddi zarar uğrayan nişanlının ana-babası ve onlar gibi davrananlardır. Burada “onlar gibi davranan” kapsamında nişanlının kardeşi, halası, teyzesi dayısı, amcası, evlat edinen, büyüten aile, yetimhane, bakım evi vb. anlaşılmalıdır. Burada sadece nişanlıya bakan, büyüten veya gözeten kimseler anlaşılmamalıdır. Hem nişanlıyı bakıp büyüten hem de nişanlanmanın gerçekleşmesi için katkıda bulunan kişiler anlaşılmalıdır.
Ana-baba ve onlar gibi davrananların zararı, nişanlının evleneceği ümidiyle yaptıkları masraflardır. Ayrıca bu kişiler kendileri için yaptıkları masrafları kesinlikle isteyemeyecektir.33 Mesela, nişanlıların evi için ev eşyası alınması, nişanlıların evinin kiralanması talep edilebilecek zararlardır. Ama düğünde giymek için ana-babanın kendilerine aldıkları kıyafetler zarar olarak nitelendirilemez.34
Ana-baba gibi davranmayan üçüncü kişi TMK m. 120 dayanarak maddi tazminat davası açamaz. Örneğin; düğün pastacısı, davetiye matbaası, gelinliği diken terzi vb.
Maddi tazminat devredilebilir ve 35ölümle mirasçılara geçer. Maddi tazminattan isteme hakkından da feragat edilebilir. (TBK m. 183)
Tazmin Edilecek Zararlar
Türk Medeni kanunu kapsamında 120 maddenin lafsından yola çıkarak tazmin edilecek zarar; nişan giderleri, evlenme amacıyla yapılan harcamalar ve katlanılan maddi fedakârlıklardır.
Nişanın bozulması nedeniyle istenebilecek maddi tazminatta yalnızca olumsuz zarardır. Bu durumda olumlu zararlar (evlenmeden beklenen yararın gerçekleşmemesi) tazmin edilemez. Aksi takdirde nişanlı tarafları evliliğe zorlama niteliği ortaya çıkardı.36 TMK m. 119/Ⅰ hükmü açıkça nişanlıların evlenmeye zorlanamayacağını düzenlemektedir. Müspet zararların istenememesinin sebebi, nişan sözleşmesi TBK tabi bir sözleşme değildir, aile hukukuna özgü TMK da ayrıca düzenlenen bir sözleşmedir. Yargıtay da menfi zarar olduğu görüşündedir; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin T. 06.10.2015, E. 2015/8007, K. 2015/15143 sayılı kararında ;"Davacı yanın isteyeceği tazminat menfi tazminattır”37
Ayrıca TMK m. 119/Ⅱ : “Evlenmeden kaçınma hali için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri istenemez.” Hükmü açıkça cayma tazminatı veya ceza koşulu kararlaştırılsa da dava edilemeyeceğini, ödeme yapıldıysa iade edilmeyeceğini hüküm altına almıştır.
Tazmin edilecek zararlar; ev kiralama, ev satın alma, , çeyiz hazırlama, düğün salonu kiralanması, gelinlik diktirme, davetiye bastırma, nikâh şekeri alma ve evlenince kullanmak için mobilyadaki değer kaybı vb. maddi tazminattın başlıca örnekleridir. Ayrıca tazminat istemeye hakkı olan alacaklı, nişanlılığa güvenerek işinden ayrıldıysa, nişanlının isteğiyle öğrenimini yarıda bırakması veya iş tekliflerini geri çevirdiyse bunlara dayanan kar kayıplarını da bu kapsamda isteyebilir.38
Nişan duyuru giderleri maddi tazminata konu olmaz. Giderin nişan duyuru gideri mi nikâhın yapılacağı kanaatiyle mi yapıldığını hâkim takdir eder.39 Yargıtay 3 Hukuk Dairesi T.25.9.1984, E.1984/4012, K.1984/4389’ında :"Medeni Kanunda, nişanlanma nedeni ile yapılan masraflardan bahsedilmeyerek yalnız nikâhın icra olunacağı kanaati ile yapılan masraflar tazminat kapsamı dışında tutulmuştur. Evlenme ancak nişanlanmadan sonraki safhada durabileceğinden nikâhın icra olunacağı kanaati de ancak bu safhada yapılan giderler için söz konusu olabilir."
Nişan giderlerinin TMK m. 120 kapsamına girip girmeyeceği doktrinde tartışmalıydı. Tekinay, TMK m.120 kapsamında olduğu görüşünü savunur. Oğuzman, Dural; TMK m.120 kapsamında olmadığı görüşünü savunur. Yargıtay Hukuk Dairesi ve Yargıtay Genel Kurulu arasında da yorum farklılıkları bulunmaktaydı. Yeni kanunla tüm bu tartışmalara son vermiştir. 40TMK m. 120 lafsı açıktır, “Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.” hükmü nişan giderlerinin de maddi tazminat kapsamın olduğunu belirtir.
Türk Borçlar Hukukunda yer alan olumsuz zararı ilk kez ortaya atan Friedrich Mommsen’dir. Tanımı; “Sözleşme tarafının malvarlığının, güvendiği sözleşmenin hüküm ifade etmemesi nedeniyle içinde bulunduğu fiili durum ile güvendiği sözleşmeyi hiç yapmasaydı içinde bulunacağı farazi durum arasındaki fark, olumsuz zarardır.” Bu tanıma göre tarafların uygun nedensellik bağı içinde sözleşmeye güvenerek yaptığı tüm malvarlığı kayıpları bu kapsama girer.
Nişanda ise; nişan hiç yapılmasaydı meydana gelmeyecek tüm malvarlığı kayıpları maddi tazminatla tazmin edilmesi istenemez. Maddi tazminatta istenecek zarar ancak ve ancak evlenmenin gerçekleşeceğine güvenerek yapılan harcama ve maddi fedakârlıklardır. Evlenme amacı ve uygun illiyet bağı gereklidir. Evlenme amacına yönelik olmayan zararlar bu kapsamda talep edilemez. Mesela; kusurlu nişanlının sebep olduğu bedeni zarar, nişanlının hamile kalıp doğum yapması vb. Bu gibi durumlarda artık haksız fiil kapsamında dava edilmelidir. Ayrıca nişanlılık sürecindeki günlük ihtiyaçlarda evlenme amacı taşımadığından TMK m. 120 çerçevesinde istenemez. Mesela; pasta almak, kuaför harcamaları, gezinti masrafları vb.
Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre, kullanmakla tüketilen eskiyen eşyalar istenemez. Çünkü bunlar olağan hediye kapsamındadır.41
Yoksun kalınan kar da TMK m. 120 kapsamındadır. Nişanlı tarafın aktifinin artmasını, pasifinin azalmasını engelleyen nişan sözleşmesi yoksun kalınan kardır. Bu bağlamda her yoksun kalınan karın tazmin edilmesi hukuken mümkün değildir. Mesela, nişanlı taraf kaçırdığı evlenme tekliflerini maddi tazminat olarak isteyemez. Zira bu hem ahlaka aykırıdır hem de ispatlanamaz. 42
TMK m. 120 bu kapsamda istenebilecek maddi tazminata sınırlama getirmiştir. İlgili madde metninde “dürüstlük kuralları çerçevesinde” yer alır. Masrafın dürüstlük kuralına uygun olup olmadığı; örf ve âdete ile sosyo-ekonomik duruma göre hâkim tarafından takdir edilir. Ancak aşırı harcamalarda hâkim dürüstlük kuralı sınırları içinde kalan kısmın tazminine karar verir. Dürüstlük kuralı olmasaydı aslında bu evlenmeye zorlama manasına da gelirdi. Şöyle ki, taraflardan birinin nişanı bozması onu ağır bir tazminat yükümlülüğü altına sokacak ise bu evlenmeye zorlamaktan başka ne olabilir ki?43
Yukarda değindiğim üzere, tazminat istemeye hakkı olan nişanlının ana-babası ve onun gibi davranan kişilerin isteyebilecekleri tazminat için kanunda ayrıca bir düzenleme bulunmamaktadır. Yani nişanlının evleneceğine güvenerek ve bu amaçla yaptığı masrafları tazmin edebilirler. Ancak üçüncü kişiler kendileri için yaptıkları masrafları ve evliliğe güvenmeleri sebebiyle kar kayıplarını kesinlikle isteyemezler. Mesela, düğün için aldıkları kıyafetleri, düğünün olacağına güvenerek reddettikleri iş tekliflerini, seyahat giderleri vb. talep edemezler.44
Maddi Tazminat Davasında Usulü Meseleler
Tazminatın Hesaplanması
TMK m.120 “uygun bir tazminat” ifadesini kullanmıştır, bu ifadeden maddi tazminat miktarının hâkimin takdirinde olduğu anlaşılır. Hesaplama yapılırken; zararın ispatı, hesaplanma tarihi ve denkleştirme dikkate alınmalıdır.
Tam tazmin ilkesine uygun şekilde tazminata karar verilir. 45Hâkim tazminatı dürüstlük kuralı çerçevesinde hesaplar, tazminattan indirim yapması gereken durumlar olabilir. Hâkim satın alınmış olan eşyadan bir yarar elde edilip edilmediğine, paraya çevirmenin mümkün olup olmadığını araştırır. Eğer tazminat talep eden taraf yarar elde ettiyse ya da paraya çevirmek mümkünse maddi tazminattan indirim yapar. Mesela, 20 bin TL alınan mobilyalar, 10 bin TL satılabilecekse artık sadece aradaki fark olan 10 bin TL zarar miktarıdır.
Evliliğin yapılacağına güven olmasaydı, bu masraflar yapılmayacaksa artık hâkim masrafların tamamının tazmini yoluna gitmeyip, uygun bir tazminata karar verebilir.46
İspat
Nişanın bozulması sebebiyle maddi tazminata uğrayan nişanlı dava açar. TMK m. 5 atfıyla TBK m. 112 kıyasen uygulanır. Borçlu aleyhine kusur karinesi uygulanır.47 İspatlanması gereken hususlar; geçerli bir nişan sözleşmesinin kurulduğu, davalı tarafın nişanı kusurlu şekilde bozduğu ve nişanın bozulmasına sebep olduğu ve son olarak TMK belirtilenlerin zarar uğradığıdır.
Nişanı bozan taraf ispat külfeti altındadır. Davacı nişanı bozduysa, ispat külfeti altındadır. Nişanın bozulmasına davalının kusurlu davranışlarının sebep olduğunu ispat etmelidir. Davalı nişanı bozduysa, ispat külfeti altındadır. Nişanı bozmakta kusuru olmadığını ispat etmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi uyarınca görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.48 Aile mahkemesinin olmadığı yerlerde HSK tarafından belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesi davaya bakar.
Kanunda nişanın sona ermesi durumunda maddi tazminatta yetki için özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu yüzden HMK’nın genel yetki hükümlerine bakılır. HMK m. 6 : “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” şeklinde düzenlemiştir. Maddi tazminat davasında yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
Maddi tazminat davasında yetki açısından HMK m. 8, HMK m. 9 da uygulanabilecektir. Ancak HMK m. 10 uygulanamaz. HMK m. 10 “Sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesi de yetkilidir.” ifadesi yer almaktadır. İfa yerinden evlenilecek yerin anlaşılabilmesinin mümkün olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Yargıtay nişan sözleşmesinin şahıs varlığı sözleşmesi olduğu bu yüzden HMK m. 10 kapsamına girmeyeceği yönünde kararı vardır.49
Kanaatimce, nişan sözleşmesi TBK tabi bir sözleşme olmayıp aile hukukuna özgü bir sözleşmedir. Bu yüzden HMK m. 10 uygulanamaz. Mesela, nişanlı taraflar yurt dışında evlenmeye karar vermeleri durumunda yurt dışı mahkemelerinin yetkili olması mümkün gözükmemektedir.50
Nişanın sona ermesinde açılan davalarda, karşı dava açılırsa HMK m. 13 gereğince asıl davaya bakan mahkeme yetkilidir.
Zamanaşımı
Nişanın bozulması sebebiyle maddi tazminat davası TMK m. 123 gereğince sınırlanmıştır. Nişanın bozulmasından itibaren 1 yıllık zaman aşımına tabidir.
Dipnotlar
M. Ö 2035 yılına ait Sümerce yazılmış “Nişanı Bozan Erkek Hakkında Mahkeme Kararı” Topkapı Müzesinde sergilenmektedir. ↩
DURAL/ÖĞÜT/GÜMÜŞ, Türk Özel Hukuku, Filiz Kitapevi, 2014, Cilt:3, 13 s. ↩
https://sozluk.gov.tr/, E.T: 01.05.2020 ↩
TBK m. 29: “Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir. Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, ön sözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.” Şeklinde düzenlenmiştir. ↩
DURAL/ÖĞÜT/GÜMÜŞ, Türk Özel Hukuku, Filiz Kitapevi, 2014, Cilt:3, 15 s.
Yargıtay’ın görüşü de bu yöndedir. Yargıtay 3. HD: E. 2007/1442, K. 2007/1598 T. 12.02.2007 ↩
ÇALDAĞ, Coşkun: Nişanın Sona Ermesinin Hüküm ve Sonuçları, Diyarbakır 2019, s.8 ↩
Yargıtay 6. HD: E. 2204, K. 2256, T. 17.03.1958 ↩
Yargıtay HGK: E. 1996/3-279, K. 1996/420, T. 29.05.1996
Aynı yönde: Yargıtay 4. HD: E. 2016/2846, K. 2017/8285, T. 13.12.2017 ↩
DURAL/ÖĞÜT/GÜMÜŞ, Türk Özel Hukuku, Filiz Kitapevi, 2014, Cilt:3, 16 s. ↩
Yargıtay 3. HD: E. 2015/11211, K. 2015/18974, T. 26.11.2015
Aynı yönde: Yargıtay 3. HD: E. 2013/16090, K. 2014/623, T. 20.1.2014
Aynı yönde: Yargıtay 3. HD: E. 2014/15548, K. 2015/2366, T. 17.2.2015 ↩
ÇALDAĞ, Coşkun: Nişanın Sona Ermesinin Hüküm ve Sonuçları, Diyarbakır 2019, s. 23 ↩
ÇALDAĞ, Coşkun: Nişanın Sona Ermesinin Hüküm ve Sonuçları, Diyarbakır 2019, s.23
Yargıtay da aynı görüştedir. Yargıtay 4. HD: E. 2015/15479, K. 2016/793, T. 21.1.2016
Yargıtay 4. HD: , E. 2010/8156, K. 2011/9793, T. 29.9.2011 ↩
ÇALDAĞ, Coşkun: Nişanın Sona Ermesinin Hüküm ve Sonuçları, Diyarbakır 2019, s. 10 ↩
Yargıtay 4. HD: E. 2016/2846, K. 2017/8285, T. 13.12.2017 ↩
ABİK, Yıldız: Nişanlanma ve Nişanlılık, AÜHFD, 54/2, 2005, s. 79 ↩
DURAL/ÖĞÜT/GÜMÜŞ, Türk Özel Hukuku, Filiz Kitapevi, 2014, Cilt:3, s.19
Karşı görüş: ABİK, Yıldız: Nişanlanma ve Nişanlılık, AÜHFD, 54/2, 2005, s.80 ↩
ALP SHIN, Sinem Naz: Nişanlanmanın Hüküm ve Sonuçları, İstanbul, 2014, s. 22 ↩
ÇALDAĞ, Coşkun: Nişanın Sona Ermesinin Hüküm ve Sonuçları, Diyarbakır 2019 s. 30 ↩
ABİK, Yıldız: Nişanlanma ve Nişanlılık, AÜHFD, 54/2, 2005, s. 98 ↩
DURAL/ÖĞÜT/GÜMÜŞ, Türk Özel Hukuku, Filiz Kitapevi, 2014, Cilt:3, s. 22 ↩
ATEŞ, Lale: 4721 Sayılı Yeni Türk Medeni Kanununda Nişanlanma, Kayseri, 2010, s. 23 ↩
TMK m. 149 150 151 ↩
ALP SHIN, Sinem Naz: Nişanlanmanın Hüküm ve Sonuçları, İstanbul, 2014, s. 13 ↩
DURAL/ÖĞÜT/GÜMÜŞ, Türk Özel Hukuku, Filiz Kitapevi, 2014, Cilt:3, 23 s. ↩
ÇALDAĞ, Coşkun: Nişanın Sona Ermesinin Hüküm ve Sonuçları, Diyarbakır 2019, s.26 ↩
ATEŞ, Lale: 4721 Sayılı Yeni Türk Medeni Kanununda Nişanlanma, Kayseri, 2010, s. 32 ↩
ATEŞ, Lale: 4721 Sayılı Yeni Türk Medeni Kanununda Nişanlanma, Kayseri, 2010, s. 30 ↩
ATEŞ, Lale:4721 Sayılı Yeni Türk Medeni Kanununda Nişanlanma, Kayseri, 2010, s. 33 ↩
ALP SHIN, Sinem Naz: Nişanlanmanın Hüküm ve Sonuçları, İstanbul, 2014, s.56 ↩
ALP SHIN, Sinem Naz: Nişanlanmanın Hüküm ve Sonuçları, İstanbul, 2014, s. 58 ↩
ALP SHIN, Sinem Naz: Nişanlanmanın Hüküm ve Sonuçları, İstanbul, 2014, s. 59 ↩
ALP SHIN, Sinem Naz: Nişanlanmanın Hüküm ve Sonuçları, İstanbul, 2014, s. 59 ↩
ATEŞ, Lale:4721 Sayılı Yeni Türk Medeni Kanununda Nişanlanma, Kayseri, 2010, s. 53 ↩
ERGÜNE, Mehmet Serkan: Nişanın Bozulmasında Maddi Tazminat, İÜHFM, C. LXXW, 2016, s.768 ↩
Yargıtay 6.HD: E.1965/1132, K.1965/1920, T.18.6.1966 ↩
ERGÜNE, Mehmet Serkan: Nişanın Bozulmasında Maddi Tazminat, İÜHFM, C. LXXW, 2016, s.764 ↩
Aynı yönde bir başka karar: Yargıtay 3. HD: K. 2015/4348, E. 2014/18045, T. 17.03.2015 ↩
ERGÜNE, Mehmet Serkan: Nişanın Bozulmasında Maddi Tazminat, İÜHFM, C. LXXW, 2016, s. 767 ↩
ALP SHIN, Sinem Naz: Nişanlanmanın Hüküm ve Sonuçları, İstanbul, 2014, s.61 ↩
ABİK, Yıldız: Nişanlanma ve Nişanlılık, AÜHFD, 54/2, 2005, s. 130 ↩
Yargıtay 3. HD: K. 2015/1514, E. 2015/8007, T. 06.10.2015
Yargıtay 3. HD: K. 2002/6175, E. 2002/5461, T.30.05.2002
Yargıtay 3. HD: K. 2001/7857, E. 2001/6263, T.18.09.2001 ↩
ERGÜNE, Mehmet Serkan: Nişanın Bozulmasında Maddi Tazminat, İÜHFM, C. LXXW, 2016, s. 766 ↩
ÇALDAĞ, Coşkun: Nişanın Sona Ermesinin Hüküm ve Sonuçları, Diyarbakır 2019, s. 23s.43 ↩
ERGÜNE, Mehmet Serkan: Nişanın Bozulmasında Maddi Tazminat, İÜHFM, C. LXXW, 2016, s. 768 ↩
ATEŞ, Lale:4721 Sayılı Yeni Türk Medeni Kanununda Nişanlanma, Kayseri, 2010, s. 57 ↩
ALP SHIN, Sinem Naz: Nişanlanmanın Hüküm ve Sonuçları, İstanbul, 2014, s. 63 ↩
ERGÜNE, Mehmet Serkan: Nişanın Bozulmasında Maddi Tazminat, İÜHFM, C. LXXW, 2016, s.769 ↩
Yargıtay 3. HD: E. 2014/9670, K. 2015/2500, T. 18.02.2015 ↩
Yargıtay 3.HD: E. 23.3.1992, K. 1992/7780, T. 1992/6187 ↩
ŞAHİN, Ertuğrul: Nişanın Sona Ermesinin Hukuki Sonuçları, İstanbul, 2016, s. 35 ↩
Yazar: Av. Büşra Nur Karakoç
TR
EN
AR